Kanaltürk çevresinin fikirlerine karşı olsak
da ortaya çıkan ilkesizlik karşısında bu satıştan memnun olamıyoruz.
İnsan ülkemizdeki ilkesizlikleri gördükçe
üzülüyor. Samimi inanç ve ideoloji sahiplerine
her geçen gün hasret
kalmaktayız. Hani ideolojilerine katılmasak da, fikirlerini sevmesek
de, tutarlı ve dürüst bir profil sunan kişileri her zaman saygı ile
anmışızdır.
Mesela İranla tarihi hesaplaşmalarımız olmuş, Safevi devleti
kendi Şii propagandasını Anadolu’da yaymak için çok emek harcamış,
hatta padişah kızlarından bile Şii sempatizanı olanlar çıkmış.
Yakın tarihimiz de “o komünist oldu” gibi bir ithama benzer
bir suçlama ile başlarına kırmızı başlık giyip Şiilere benzeyen devlet
adamları olmuş, haklarında “o Kızılbaş oldu” suçlamaları yapılmış. Bu
modaya çok öfkelenen Yavuz, onbinlerce Şii sempatizanı Anadolu insanını
öldürterek, hâlâ o günleri unutmayan tarihe bir acı leke bırakmıştır.
Sünni Türklerin hiç sevmediği Şiiler, 1979 yılında şahı
devirerek İslam cumhuriyetini kurduğunda liderleri Humeyni, İslam
dünyasının sempatisini kazandı. Zira İmam Humeyni öldüğünde tüm mal
varlığını devlete bıraktı. Kendisine hediye edilen kitaplarını dahi
devlete bağışladı. Bu hareket doyumsuz bir dünyaya karşı çok önemli bir
cevaptı. Nasıl yaşıyorsa öyle öteye giden büyük bir ruhun ince düşünüşü
idi.
Nitekim Ahmedijenad da halkı tarafından seçilmesini sade yaşantısına ve fakirane giysilerine borçlu idi.
İngilizler, ABD’nin Ortadoğu ülkeleri üzerindeki hakimiyetinden
rahatsızlık duymaktadırlar. ABD’nin Ortadoğu’da mevcut yer altı ve yer
üstü kaynaklarını ülkelerine kanalizinden de endişelidirler. Onun için,
Ortadoğu’da yeniden varlığını hissettirmek, bölüşümden pay almak için
hamleye hazırlanmaktadırlar...
İngiltere
kraliçesi aniden niçin ziyaretimize geldi, bilinmez. Ama, elbette ki
bayram ziyaretine gelmedi. Hatırımızı sormak için de gelmiş değildir.
Bu geliş, turistik bir ziyaret değil, bize göre programlı, hesaplı bir
geliştir. İngilizlerin "şark politikalarından" kısmen haberdar olanlar
dahi, bunu çok iyi bilirler. İngilizler bire karşı yüz almadıkça, hiç
kimseye yanaşmazlar. Onlarla pazarlığa oturmazlar. Sömürülemeyecek
olanlarla da, aynı safta görünmezler. Tarih sayfaları bunun şahididir.
İngilizlerle
ünsiyetimiz çok gerilere dayanır. Bazen yardımlarımıza nail oldular.
Bazen bize müttefik oldular. Bazen de karşımıza düşman olarak çıktılar.
İngilizler zaman ve şartlara göre politika üretirler. Zayıf düştüğümüz
dönemlerde üzerimize çullandılar. Kıbrıs’ı aldılar. Çanakkale’de yüz
binleri aşan evlatlarımızı katlettiler. Musul, Kerkük meselesinde de,
bize ihanet ettiler.
İngilizler
oldum olası, bugün de dahil, emperyalisttirler. Sömürme adına
girmeyecekleri kılık kıyafet yoktur. Menfaatlerini emniyete almak için
zaman kollarlar. Zamanı gelince de, sırtlan gibi tüm güçleri ile en
ağır darbelerini vururlar. Filistin cephesinde yaptıkları gibi.
İngiliz
kraliçesinin ülkemizi ziyaretinin gizli gündemini bilememekteyiz.
Ancak, hayırhah niyetlerle geldiğini düşünmek, fazlasıyla safdillik
olur. Tahminlerimize göre İngilizler, ABD’nin Ortadoğu ülkeleri
üzerindeki hakimiyetinden rahatsızlık duymaktadırlar. ABD’nin
Ortadoğu’da mevcut yer altı ve yer üstü kaynaklarını ülkelerine
kanalizinden de endişelidirler. Onun için, Ortadoğu’da yeniden
varlığını hissettirmek, bölüşümden pay almak için hamleye
hazırlanmaktadırlar.
“Kendisine güldü diye altı çocuklu adamı öldürdü.”
Sevgisizlik çağı
Sevgisizlikle büyüyüp çoğalan, sadece insana değil, aynı zamanda insani olana kastetmiş bir virüs bu.
Masumiyetin üzerine suçla giden,
cinayetine suç ihdas eden hasta ruhları yakalayıp hapsetmek de çözüm
değil. Çünkü salyalarını topluma akıtıp virüslerini dört bir yana
yaymış durumdalar. Taciz, tecavüz ve sudan sebeplerle işlenen
cinayetler toplumu saran tanımsız öfkenin nasıl bir şiddet sarmalına
dönüştüğünü gösteriyor. Birbirimizden esirgediğimiz tebessüm nasıl bir
yerlerde birilerinin elinde bir kıvılcıma dönüp yangınlar çıkarabiliyor?
Dünya Miras Listesinde yer alan, Mezopotamya'yı seyreden tarihi kent; Mardin...
Mardin
kitaplara sığmayacak kadar derin kültüre sahip bir ilimiz, konunun
MÖ.8000 yıllarına dayanan tarihi yönü bir tarafa Urfa-Viranşehir
yoluyla gelip de Kızıltepe kavşağından dönerek yükselmeye başlayınca
karşınıza bir tablo gibi çıkan çarpıcı özellikteki kent, kiremitsiz
evleri, basamaklı, daracık gizemli sokaklarla birbirlerinin havasını,
ışığını kesmeyecek şekilde sırt sırta binerek kaleye doğru tırmanıyor.
Özellikle
akşam güneşinde ışığı arkanıza alıp da, eski Mardin kentinin karşısına
geçip adeta bakıştığınızda, kent sizi, siz kenti seyrediyorsunuz!
Cephesi size dönük tamamını bir defada görebildiğiniz ender
yerleşimlerden biri olan kent aslında uçsuz bucaksız uzanan
Mezopotamya'yı seyrediyor, biz araya giriyoruz!. Fakat bu seyir ne bir
saate, ne bir güne, ne de daha fazlasına sığacak gibi değil. Günün
değişik zamanlarında, mevsimsel ışık efektlerinin sihiri ile her saat
başka görünen Mardin de akşam güneşinin kızarttığı gökyüzü ve evlere
yansıyan sarartısı içinde ilk dikkati çeken görkemli kale eteğinde omuz
omuza vermiş motiflerle süslü kesme taş evlerin dayanışması arasında
sivrilen minareler, kiliseler, farklı mimari yapı tarzı oluyor. Apartman dokusu hakimiyetindeki
illerden gelenler için bu görüntü ilk kez Mardin'i görenlerde değişik
duygular yaratıyor. Araç giremeyen, çöp toplama dahil taşımacılığın at,
eşek, katırlar ile yapıldığı basamaklı sokaklarda yürürken, kemerler
altından geçilen dehlizler ilk kez gelen ziyaretçileri hayretler içinde
bırakabiliyor! Kapı üstü süsleri, kapı tokmakları, pencereler gibi
detaylara dalarsanız kent gezisi içinden kolay kolay çıkabilmeniz hiç
mümkün olmuyor ! Yine de Mardin'e gitmeden önce bu ili tanıtan kitaplar
okumalı, açıkçası tarihini, coğrafyasını, kültürünü çalışıp gitme
ihtiyacı duyuluyor.
Güneydoğu
acılı kebapları ün şalmış. Bölgenin pul biberleri hediyelikler arasına
bile girmiş Pul biberlerle lezzetlenen patlıcanlı kebapların yanı
Mardin mutfağının lezzetleri arasında iştah açan nar ekşili acılı,
baharatlı salatalar, Kitel adıyla anılan içli köfte, bir tür dolma olan
mumbar, taze etten yapılan domatesli Mardin güveci, doğal ortamda
beslenmiş kuzu ve oğlakların kol kısmından içine iç pilav doldurulup
dikilmesi ve uzun süre buharda pişirilen kaburga dolması, şenbuzek adı
verilen lahmacunlar, alinazik, irmik helvası, zerde, sütlaç, yoğurt
tatlısı, doyurucu olduğu kadar hazmettirici bir kahve türü olan mırra
ile son bulan yemekler yöresel özellikler taşıyor